içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ALLAH AFFETMEYİ SEVER

Allah muhakkak ki dostların en dostudur, hepinizi en çok sevendir. Bu sevgisi sebebiyle hep sizden yanadır. O affedenlerin en hayırlısıdır, affetmeyi sever. Bu sebeple tövbe, Kur’ân-ı Kerim’de çok önemli bir yere sahiptir. Bir, kendi kendimize yaptığımız tövbe işlemi vardır. Bu tövbe, işlediğimiz günahın ardından pişmanlık duyup Allah’tan af dilememizdir. Umulur ki Allah affeder ama ne var ki bu konuda bir garanti vermiyor. “Mutlaka bağışlarım.” ya da “Mutlaka bağışlamam.” demiyor. İki istikamette de âyet-i kerimeleri var (Zumer-23, Fâtır-5).  

Ama düşünün; hayatınızın öyle bir noktasına ulaşacaksınız ki oraya ulaşırsanız Allah bütün günahlarınızı affedecek. Böyle bir şey mümkün mü? Evet, mümkün. İnanamayacağınız kadar kolay bir sebeple bütün günahlarınızı affetmeye hazırdır. Hatta bunu iki katına katlayıp günahlarınızı sevaba çevirmeye hazırdır. Belki birçoğunuz diyorsunuz ki: “Benim birçok günahım var. Öyle kolay kolay namaz kılamam, ibadet de yapamam. Acaba Allahû Tealâ yine de beni affeder mi?” Evet, eder. Kim olursanız olun, hangi günahı işlemiş olursanız olun, Allahû Tealâ sadece kalpten bir dileğinizin karşılığında bütün günahlarınızı affedeceğinin kesin garantisini veriyor. Diyeceksiniz ki: “Ey Yüce Allah’ım! Seni çok seviyorum. Bana emanet olarak verdiğin ruhu, dünya hayatını yaşarken Sana ulaştırmak istiyorum. Senin ermiş evliyalarından olmak istiyorum. Ne olur, beni dostlarının arasına kabul et.”

Kim Allah’a ulaşmayı dileyip takva sahibi olursa Allahû Tealâ onun üzerine Rahîm esması ile tecelli eder, 7 tane furkan verir ve bu furkanlarla kişinin bütün günahlarını örter. Örterse ne olur? O kişinin sevapları günahlarından fazla olacağı için gideceği yer Allah’ın cennetidir.

8/ENFÂL-29: Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olursanız sizi furkan (hak ve bâtılı ayırma özelliği) sahibi kılar! Ve sizden (sizin) günahlarınızı örter ve size mağfiret eder (günahlarınızı sevaba çevirir). Ve Allah, büyük fazl sahibidir.

Kur’ân-ı Kerim’deki bir diğer tövbe ise, kendi kendimize yaptığımız tövbeden çok daha önemlidir: İrşad makamının önünde yapılan tövbe. Bu tövbe, Allah'ın farz kıldığı bütün mertebelere kişiyi ulaştıracak olan temel tövbedir. Günahların örtülmesinin ötesinde mağfireti yani günahların sevaba çevrilmesini de beraberinde getirir. 

Hz. Mevlâna diyor ki: “Gel, gel, ne olursan ol, yine gel. İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol, yine gel. Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir. Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel…” Ne demek istiyor? Tövbesini yüz defa bozan bir insanın muhtevasında işlediği milyonlarca günah vardır. Ama bu kişi mürşidinin önünde tövbesini gerçekleştirdiği zaman bütün günahları sevaba çevrilir. İşte Mevlâna’nın ifade etmek istediği şey bu; yani Furkân Suresinin 70. âyet-i kerimesi.

25/FURKÂN-70: Ancak kim (mürşidi önünde) tövbe eder (böylece kalbine îmân yazılıp, îmânı artan) mü’min olur ve salih amel (nefs tezkiyesi) yaparsa, o taktirde işte onların, Allah seyyiatlerini (günahlarını) hasenata (sevaba) çevirir. Ve Allah, Gafur’dur (günahları sevaba çevirendir), Rahîm’dir (rahmet nuru gönderendir).

25/FURKÂN-71: Ve kim (mürşidi önünde) tövbe eder ve salih amel (nefs tezkiyesi) işlerse, o taktirde muhakkak ki o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a ulaşır (hayattayken ruhu Allah’a ulaşır).

Allahû Tealâ: “Kim tövbe edip nefsi ıslah edici ameller işlerse Allah onların günahlarını sevaba çevirir.” diyor. Nefsi ıslah edici ameller işlenmesi demek, nefs tezkiyesi demektir. Nefs tezkiyesi ancak mürşide tâbiiyetle başlar. Nisâ-64. âyet-i kerimede Allahû Tealâ buyuruyor ki:

4/NİSÂ-64: Ve Biz, (hiç) bir resûlü, Allah’ın izniyle kendilerine itaat edilmesinden başka birşey için göndermedik. Ve onlar nefslerine zulmettikleri zaman, eğer sana gelselerdi, böylece Allah’tan mağfiret dileselerdi ve Resûl de onlar için mağfiret dileseydi, mutlaka Allah’ı, (iki tarafın da) tövbelerini (onların tövbesini ve Resûl’ün mağfiret talebini) kabul eden ve rahmet edici olarak bulurlardı.

Sahâbenin talebi üzerine Allah sahâbenin bütün günahlarını affediyor, Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in talebi üzerine bir defa daha affediyor, günahları sevaba çeviriyor. Bu olayın ismi, tövbe eden kişi ile Allah arasında "mağfiret"tir; tövbe eden kişi ile devrin imamı arasında ise "şefaat"tir. Mağfiret, günahların sevaba çevrilmesi istikametinde Allah'ın bir muhteşem nimetidir.

Dostluğu görebiliyor musunuz? O’nun bir hiçe karşılık sonsuz mutluluğu bize nasıl ikram ettiğini, ne kadar mükerrem olduğunu, kerîm olduğunu, ikram edici olduğunu görebiliyor musunuz? Bir insan kâinat kadar günah işleyebilir ama Allah’ın affı kâinatı da kuşatmıştır. Öyleyse hadi siz de Allah’a ulaşmayı dileyin, sizinle Allah’a d

Bu yazı 224 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum