-
Dr. Abdulcabbar Boran
Tarih: 06-06-2026 02:01:00
Güncelleme: 06-06-2026 02:01:00
Allahû Tealâ Kur’ân-ı Kerim’ini biz insanlara hayat kitabı olarak indirmiş sevgili kardeşlerim. İnsanoğlunun bu kitaptan gerekli faydayı sağlayabilmesi O’nu öğrenmesine ve yaşamasına bağlıdır.
Kur’an-ı Kerim öyle bir mucize-i bakidir ki O’nu öğrenip de mutlu olmayan insan yoktur. 14 asır evvel birbirinin düşmanı olan Arap bedevîler tek bir dilekle; Allah’a ulaşmayı dileyerek 23 sene içinde can dostu oldular. Onlar Peygamber Efendimiz (S.A.V)’in rehberliğinde sabikûn-el evvelîni, sahâbeyi oluşturdular. Mutluluğun akrabalıkta, zenginlikte, makamda olmadığını; sadece Allah’ta olduğunu idrak ettiler. Allah’ın emrini harfiyen yerine getirdiler ve cennete ulaştılar. İşte biz de her şeyi Allah’ın emrettiği düzen içerisinde öğrenir ve kalbimize nakşedersek, sahâbenin ulaştığı iki cihan saadetine hepimiz ulaşabiliriz sevgili kardeşlerim.
İçinde bulunduğumuz çağda insanların çoğu ne yazık ki huzursuz ve mutsuz bir hayat yaşıyorlar. Fizik vücut, nefs ve ruhtan müteşekkil, serbest irade sahibi, aklın kumandasında çalışan bu varlıklar neden huzursuz ve mutsuz? Sadece Kur’ân-ı Kerim’i hayatlarına tatbik edemedikleri için huzursuz ve mutsuzlar. Oysaki dînden murat, sadece insanın mutluluğudur sevgili kardeşlerim. Şu kâinattaki en kolay şey de dîni yaşamaktır. Zor olan dînin dışında kalmaktır.
Dîni yaşamak Kur’ân’ın sırrıdır ve tek bir dilektir. Âdem (A.S)’dan bugüne kadar Allah’a dost olan herkesin kalbinde yeşerttiği dilek şöyledir:
“Ey Yüce Allah’ım, Mevlâna’sı, Yunus’u, Hacı Bektaş Velîsi, Hacı Bayram Velîsi, Akşemseddin’i ve daha niceleri nasıl Sana ulaşmayı diledilerse ben de Sana ulaşmayı diliyorum. Onların ruhunu nasıl Kendine ulaştırdıysan benim de ruhumu Kendine ulaştır. Ya Rabbi, beni de dostlarının arasına kat. İki cihan saadetine beni de ulaştır. Dilimden çıkan bu sözcükleri kalbime indir, Ya Rabbi.”
İşte her kim kalben bu dileğin sahibi olursa artık o, Allah’ın ipine bağlanmış demektir. Allah’ın ipine sarılanlar kurtuluşa ulaşanlardır. Allahû Tealâ Allah’ın ipine sarılmayı hepimizin üzerine farz kılmıştır.
3/ÂLİ İMRÂN-103: Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece O’nun (Allah’ın) nimeti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.
Kur’ân-ı Kerim muvacehesinde insanlara baktığımız zaman hep iki grup insan görürüz sevgili kardeşlerim.
*Akledenler ve akletmeyenler.
*Allah’a ulaşmayı kalben dileyenler ve dilemeyenler.
*Takva sahibi olanlar ve olmayanlar.
*Cennetlikler ve cehennemlikler.
Bütün bu grupların ayıracı bir tek dilektir sevgili kardeşlerim, ölmeden evvel ruhumuzu Allah’a ulaştırmayı dilemek. Akledebilenler, Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Ve sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler takva sahibidir. Cehennemden kendilerini kurtarabilenler de takva sahipleridir (Kaf-33).
Peygamber Efendimiz (S.A.V) buyuruyor ki: “Kişinin dîni aklı ölçüsündedir. Aklını kullanmayanın dîni yoktur.” (K: Suyuti-C. Sağir, 2183.[3.535, HadîsNo: 4242]), Ravi: Câbir bin Abdullah R.A)
Kişinin aklı hangi ortamda şuurlanmışsa o ortama göre davranışlar sergileyecektir sevgili kardeşlerim. Eğer Allah’ın emirlerine isyan edilen bir ortamda şuurlanmışsa akıl, nefsin taleplerine yeşil ışık yakar ve kişi Allah’ın emirlerine itaat etmez, yasaklarını da işler. Şer işleyen kişi devamlı derecat kaybeder. Kimin kaybettiği dereceler kazandıklarından fazlaysa onların gideceği yer ebediyen kalmak üzere cehennemdir.
23/MUMİNÛN-103: Ve kimin mizanı (sevap tartıları) hafif gelirse, işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.
Allahû Tealâ Yûnus-100’de de aklını kullanmayanlara azap edeceğini açıkça ifade ediyor sevgili kardeşlerim.
10/YÛNUS-100: ...Ve (Allah), akıl etmeyen kimselerin üzerine ceza (azap) verir.
Öyleyse hepimiz aklımızı Allah’a yönelmek, Allah’a ulaşmayı dilemek istikametinde kullanmalıyız. Allah’a yönelmek; Allah’a ölmeden evvel ruhumuzu ulaştırmayı dilemek hepimizin üzerine farzdır.
30/RÛM-31: O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın.
Hepinizin akledenlerden olarak sahâbe gibi dünya ve ahiret mutluluğuna ulaşmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz. Sizleri çok ama çok seviyoruz. Allah razı olsun.
- ÜÇ ÇEŞİT TÖVBE VARDIR
- MÜRŞİDE NASIL ULAŞILIR?
- DÎNİN SAĞLAMASI MUTLULUKTUR
- KABUL OLACAĞINA İNANARAK DUA EDİN
- ALLAH SONSUZ SEVGİNİN SAHİBİDİR
- “FATİH’İ FATİH YAPAN, AKŞEMSEDDİN’İN TASAVVUFÎ TERBİYESİYDİ”
- DÎN KOLAYLIKTIR
- Kurban Bayramı, Teslimin Sembolüdür
- ALLAH’A TEVEKKÜL ETMEK
- DÎN, BAŞTAN SONA GÜZEL AHLÂKTIR
- DÎN, BAŞTAN SONA GÜZEL AHLÂKTIR
- SEN DEĞİŞİRSEN KÂİNAT DEĞİŞİR